Pragmatizm, modern felsefenin yalnizca bir yöntemi degil, hakikatle kurulan iliskinin yeniden düsünülmesidir. Bu düsüncenin en güclü temsilcilerinden William James, felsefeyi soyut sistemlerin icinden cikararak hayatin, ahlakin ve din tecrübenin merkezine yerlestirir.
Bu kitap, Jamesin pragmatizm, teizm ve inanma iradesi etrafinda sekillenen felsefesini, onun yakin dostu ve seckin psikolog Théodore Flournoynun konferanslari araciligiyla sunuyor. Flournoy, Jamesi yalnizca bir düsünür olarak degil; insanin iradesini, sorumlulugunu ve din arayisini ciddiye alan bir filozof olarak ele alir.
Jamese göre iman, kör bir teslimiyet degil; kanitin yetersiz kaldigi yerde verilen bilincli ve ahlak bir karardir. Hakikat, yalnizca aklin degil, yasanan hayatin icinde sinanir. Rasyonalizmin kati kesinlik talebi ile modern insanin varolussal ihtiyaclari arasindaki gerilimi cesaretle tartisan bu eser, felsefeyi yeniden yasanan bir mesele haline getiriyor.
William Jamesin Felsefesi, akil ile iman arasinda yol arayanlar icin derinlikli bir düsünce davetidir.