Homeros veya Hesiodos gibi ilk ve saf sanatcilarin bildigi meslekler ve yerler, eger yaraticilarinin elleri gevsemis olsaydi, siirin sembollere dönüsüp, kanatli ve yorulmak bilmeyen bir halde, yalnizca dinin yasami ve huzuru kesfedebilecegi degismez dünyalara karisip yok olabilirlerdi. O parcalanmamis zamanlarda yasamis olan biri, Shelleynin tüm inceligine sahip olabilir ama yine de halk arasinda bilinmeyen hicbir imge kullanmaz ve genel gecer düsüncelere dayanmayan hicbir düsünceyi dile getirmezdi. Efsanevi bilginin kesfi ve mucizeye olan inancin geri dönmesi -ya da öyle adlandirmamiz gereken sey- müsterek, ekilmis topraklarin kutsalligina olan inanci ve zorlu din rutinlerden ziyade siradan, asi ve sevk dolu insani ödüllendiren yeni mucizeleri tekrar ortaya cikaramazsa, bir Shelley ve bir Dickensi, ayni bedende, bir daha asla göremeyebilir ve sonsuza dek eksik kalabiliriz.