Adile Nasit, gökteki yildizlardan biri degil, bizden biridir. Kötücül
zamanlara kaydi düsülen iyiliktir. Insana, yasamin kendisine dayali
bir kültürün zarif temsilcisidir. Hüzünle sevinc karisimi mülayimlik,
gülerken aglayabilen, aglarken gülümseyen, kendi deyimiyle
biri pat dese korkudan ölebilecek Kusaklar boyu sanat yapmis,
güldürmüs, eglendirmis bir ailenin genlerindeki saf sanat duygusu,
asalet, evlat kaybetmis bir annenin dinmeyen kederi, kanaat, vefa,
nezaket, hürmet, tüm o eski kavramlar, hanimlar, beyler, yitip giden
Direklerarasi, Sehzadebasi, Beyoglu, kapanan tiyatrolar, inen perdeler, degistirilen adlar Usta... Cirak... Kadin. Kücük kadin, büyük yürek Kirilganligi gizleyen tebessüm... Adile Nasit bütün bunlar, bütün bu haller, bütün bu yillardir.
Sibel Özün yaklasik dört yillik bir calismasinin ürünü olan bu kitap,
Adile Nasitin kim oldugu ve neden bu kadar sevildigi sorusuna
özellikle sinema tarihinin icinden ve bu alandaki standartlara elestirel bir bakisla bir cevap bulmaya calisiyor. Bunun yani sira ülkemizde hem tiyatro hem de sinema tarihine katkilariyla ayricalikli
bir yere sahip olan Nasit ailesinin kitapta ayrintili olarak yer verilen
öyküsü, geleneksel tiyatrodan modern tiyatroya gecisin de etkileyici
bir fotografini ortaya koyuyor. Bugün hala cok sevilen Adile
Nasitin sanatina ve yasamina dair kaynaklarda titizlikle yürütülen
bir kazi calismasinin ürünü olan Bir Anti-Yildiz Adile Nasit, ayni
zamanda bu büyük oyuncuya vefanin da bir ifadesidir.